Ana içeriğe atla

Efeizm Yaklaşımları



Efeizm Yaklaşımları


Arkadaş çevresi denilen kavram bazen o kadar karmaşık bir denkleme dönüşüyor ki bilinmeyenlerle uğraşırken ana arkadaşınızı unutabiliyorsunuz. Parkta çocuğunu kaybetmiş anne edasıyla panikleyerek ve de kuyruğunu yakalamaya çalışan köpekler gibi dönerek "La olum nerdesin la ? Ersin hey hop ? Lan masanın altına saklanmış kerata " olabiliyorsunuz.

Ortamda fazla fazla ucu açık gönderilen muhabbet başlatma tripleri bazen masadan sekip sipariş almaya gelen garsonun kulağına kadar gidebiliyor. "He aynen bu sene fenerde iş yok beşiktaşlıyız." dedikten sonra eski iş donanım moduna bürünüp devam ederek "kaç çaydı ? " diyebiliyor garson.

Böyle ortamlar genelde hoşuma gitmemekle birlikte gitmek zorunda olduğum zamanlarda ise acayip derecede iştahımın açılması ve sürekli olarak bunu konu haline getirmem söz konusu. Arkadaşım sayesinde tanıştığım insanlara genel olarak söylediğim " ya açsanız birşeyler yiyelim, ben çok açım çünkü " cümlesi panikledim kaçalım cümlesi olarak anlam bulmasını isterken köşede ki kebapçı arif ustada kendimi konuşmadan elimde lahmancunla buluyorum. O sırada düşündüğüm tek aptal soru " Bu mahalle kaç köşeli ? " oluyor.

Bugün yaşadığım olay ise önceden ersin isimli arkadaşımla bir kez tanışıp görüştüğüm diğer bir arkadaşla yemek yemeye gitmekti. Bu sefer ben gitmek istedim çünkü çok açtım ve efe sevdiğim birisiydi. Yine aynı muhabbet ve denklem sorunsallarına bulaşmadan yemek yemeye çalışırken efe ile ersin arasındaki muhabbet bugünkü yazımın konusunu belirlemiş oldu. Konu ilk olarak önümde ki shakerdan ve yaptığım spordan açıldı. Efenin tank gibi olucaksın demek ha ?demesi muhabbetin sonunu belirlemişti. Ancak efe zaten kafasında ikinci konuyu belirlemişti. Bir kaç saniyelik boş bakıştan sonra efe "Rusya'nın tankları da çok güzel" diyerek başlattığı mükemmel geri dönüş tebbessüm etmeme sebep oldu. Bir vakit sonra efe ile ersin zaten Türkiye'nin altay isimli tankı ile rusya'nın armata isimli tankını incelemeye başlamıştı. Sonra efe ersine bir anda baktı ve 2016' da askeri geçit töreninde söylenen şiirimsi bir şeyi kendine uyarlayarak
"BEEEN DELİ PETROYUM.
 KORKUNÇ İVANIM.
SİBİRYADA ESEN RÜZGARIM.
BİR KÜKRERİM SİBİRYA KANATLANIR, ŞAHLANIR.
DÖN BAK GEÇEN YÜZYILA ÇAĞLAR NASIL ATLANIR"

Zaten sadece bu dörtlük efe hakkında herşeyi bize aktarıyor.

Lahmacunlar geldi ve yemeye başladık. Üçüncü muhabbet rüzgarı Ersinin konyada gey çok demesi üzerine başladı. efe ise hadi canım sıkıyosun ifadeli bakışı bir anda benimde bu atılan muhabbet başlatma tribine girmemi sağladı. Ben " konyada sıkıntı çok . Kenar çevreler muhafazakarda merkezde çok fazla travesti var" dedim. Efe kafasına oturan bu iki cevap karşısında bir süreliğine sessiz kaldıktan sonra kahkaha atmama sebep olacak mükemmel cümleyi büyük bir üzüntüyle söyledi. " Oranın kadınları da bozulmuş ha, baksana bütün işi erkekler yapıyor. Travestisi de biziz. Geyi de biziz. Noldu lan feminizminize "



Güzel adamsın efe ;) sevgiler okur 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Harriat ve Adwaitya

Harriat ve Adwaitya Yorgunluğun üstüme çökmesinden dolayı bugün aslında yazmayı düşünmüyordum sayın okur. Ama karşıma çıkan müthiş bir hayvan bütün yorgunluğumu benden aldı. Ve sayesinde hala daha ortalıklarda EVREKA ! EVREKA ! diye bağırıyorum. Uzatmadan hikayeye geçelim. Manikür pedikürümü bitirdikten sonra yatmak için yatağa girdim. Telefonumda takılırken uykunun gelmesini bekliyordum ki metin yazmam gerektiğini hatırlayınca bir anda irkildim ve Google'a "tarihte bugün" yazarak muazzam bir zekilikle araştırmama dalmış bulundum. Sitelerde ceylanlar gibi zikzak çizen gözlerim, çok tatlış ama bir o kadar hüzünlü bir yazıya takıldı. Siyaset, savaş, katliam, devrim gibi olayları okuduktan sonra sitenin en sonunda karşılaştığım bu küçük şey bana "bak beni oku. Çok güzelim ben" dedi resmen. Yazı, dünyanın en yaşlı hayvanının öldüğüyle ilgiliydi. Ve tabi tahmin edeceksiniz ki bu bir tosbağacık. Tosbağacık dediğime bakmayın. Jüpiterde nasıl yaşanacağını b...

Büyüme Durumsallığı

Büyüme Durumsallığı     Büyümek kelimesinin fiziksel olarak bir açıklamaya ihtiyacı olsaydı bu nolurdu ? Yani öyle bir tanım yapacaksınız ki Büyümek denilen kelimenin etkilerinin cisim dünyasında karşılığı olacak. E biraz düşünün bakalım.. Çıkmadı mı ? Büyümek, sizin hayatta oluşturduğunuz oluşumların artma durumudur diyor yazar.     Şimdi bir dakika gözlerinizi kapatın ve hayal edin.( Bu cümleyi okuduktan sonra gözlerim kapalı nasıl okuyabilirim diyen var mı ? Ben düşündüm çünkü ) siz o kadar hayal dünyası geniş bir çocukluk geçirmişsiniz ki büyüyünce mucit olmak istiyorsunuz. İlk icadınıza 9 yaşınızda başlıyorsunuz. Ve bir A icat ediyorsunuz. 10 yaşınız da bir B icat ediyorsunuz, 11 yaşınızda ise bir C icat ediyorsunuz. Ve bu böyle devam edip gidiyor. İşte büyümek kelimesi sizin bu yaptığınız icatların artma durumudur. Basit bir örnekle..      Buraya kadar okuduğunuz metnimde yazarın sadece ne demek istediğini anlamış oldunuz. Peki şimdi ...

Vize Haftası ve Dünya Mutluluk Günü

Vize Haftası ve Dünya Mutluluk Günü Bilir misin bilmem ama bugün 20 Mart Dünya mutluluk günü. Birleşmiş Milletlerin "Biz uluslararası, entellektüel, insan hakkını arayan adaletimizle siz insanları önemsiyoruz" dedirten reklam anlaşıyla 2012 'de ilan ettiği Dünya mutluluk günü. Tabi ki bugün işleyeceğim konum Birleşmiş Milletler değil. 20 mart 2014 tarihli bir haber.  Hiç dikkate alınacak hali olmayan uçkursuz, " beyinini cebinde taşıyan bütün gazeteciler buraya gelsin, burda toplanalım" mentalitesiyle hayat bulmaya çalışan ve iş mülakatlarında aday olan gazetecileri ceplerini boşaltma şartıyla bünyesine alacağını söyleyen Hürriyet isimli slogansız, kalemsiz bir gazete internet haberi yaptığını zannederek "üsküdar üniversitesini kurmuştur, gelsin bize mutluluğu anlatsın" dediği güya (söylenenlere göre) Türkiyenin bir numaralı psikiyatristi Nevzat Tarhanla bir röportaj gerçekleştirmiştir.  Haberi okurken Nevzat Tarhan'ın saçmalıkları ...