Ana içeriğe atla

Başlangıç Çizgisi


Başlarken...

Sayın okur başladığım çizgiye hoşgeldin. Bu yazım bir başlangıç çizgisi olduğu gibi bununla birlikte seninle aramızda ki samimiyetin ufuk çizgisidir. Genç nesillerin artık yazarak değil görerek öğrenilir dediği bu çağda uzunca bir yıldır bulunuyorum ve emin ol hala yazıyorum. Hedeflerim beni bu yönergeye sokup, "bu sistem de dön insanlar dönene bakar" dediği için çirkin suratımı bu defa da internetle yıkıyorum. Yıllardır yazdığım gibi hala ağır eleştiri adı altında ne halt yediği belli olmayan sistemlerin, objelerin anti dil canavarıyım. Aynı zamanda güzel olan herşeyi melek konumuna getirdiğim için halk kahramanıyım. Ve sende kendini moron bir grubun elemanı olarak görmeyip ortalıkta 'gaza bastım virajları haşmetli geçerim' modunda değilsen oku beni. Elbet merak ettiğin şeylerin tanıtımını bunun yanında zarar ve yararlarını sana anlatabilirim. Ne olduğunu söyle yeter. Zaten yolumuz baya uzun değil mi ? Başlangıç çizgisinden ufuk çizgisine kadar... takipte kal sayın okur.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vize Haftası ve Dünya Mutluluk Günü

Vize Haftası ve Dünya Mutluluk Günü Bilir misin bilmem ama bugün 20 Mart Dünya mutluluk günü. Birleşmiş Milletlerin "Biz uluslararası, entellektüel, insan hakkını arayan adaletimizle siz insanları önemsiyoruz" dedirten reklam anlaşıyla 2012 'de ilan ettiği Dünya mutluluk günü. Tabi ki bugün işleyeceğim konum Birleşmiş Milletler değil. 20 mart 2014 tarihli bir haber.  Hiç dikkate alınacak hali olmayan uçkursuz, " beyinini cebinde taşıyan bütün gazeteciler buraya gelsin, burda toplanalım" mentalitesiyle hayat bulmaya çalışan ve iş mülakatlarında aday olan gazetecileri ceplerini boşaltma şartıyla bünyesine alacağını söyleyen Hürriyet isimli slogansız, kalemsiz bir gazete internet haberi yaptığını zannederek "üsküdar üniversitesini kurmuştur, gelsin bize mutluluğu anlatsın" dediği güya (söylenenlere göre) Türkiyenin bir numaralı psikiyatristi Nevzat Tarhanla bir röportaj gerçekleştirmiştir.  Haberi okurken Nevzat Tarhan'ın saçmalıkları ...

Efeizm Yaklaşımları

Efeizm Yaklaşımları Arkadaş çevresi denilen kavram bazen o kadar karmaşık bir denkleme dönüşüyor ki bilinmeyenlerle uğraşırken ana arkadaşınızı unutabiliyorsunuz. Parkta çocuğunu kaybetmiş anne edasıyla panikleyerek ve de kuyruğunu yakalamaya çalışan köpekler gibi dönerek "La olum nerdesin la ? Ersin hey hop ? Lan masanın altına saklanmış kerata " olabiliyorsunuz. Ortamda fazla fazla ucu açık gönderilen muhabbet başlatma tripleri bazen masadan sekip sipariş almaya gelen garsonun kulağına kadar gidebiliyor. "He aynen bu sene fenerde iş yok beşiktaşlıyız." dedikten sonra eski iş donanım moduna bürünüp devam ederek "kaç çaydı ? " diyebiliyor garson. Böyle ortamlar genelde hoşuma gitmemekle birlikte gitmek zorunda olduğum zamanlarda ise acayip derecede iştahımın açılması ve sürekli olarak bunu konu haline getirmem söz konusu. Arkadaşım sayesinde tanıştığım insanlara genel olarak söylediğim " ya açsanız birşeyler yiyelim, ben çok açım çünkü ...

Harriat ve Adwaitya

Harriat ve Adwaitya Yorgunluğun üstüme çökmesinden dolayı bugün aslında yazmayı düşünmüyordum sayın okur. Ama karşıma çıkan müthiş bir hayvan bütün yorgunluğumu benden aldı. Ve sayesinde hala daha ortalıklarda EVREKA ! EVREKA ! diye bağırıyorum. Uzatmadan hikayeye geçelim. Manikür pedikürümü bitirdikten sonra yatmak için yatağa girdim. Telefonumda takılırken uykunun gelmesini bekliyordum ki metin yazmam gerektiğini hatırlayınca bir anda irkildim ve Google'a "tarihte bugün" yazarak muazzam bir zekilikle araştırmama dalmış bulundum. Sitelerde ceylanlar gibi zikzak çizen gözlerim, çok tatlış ama bir o kadar hüzünlü bir yazıya takıldı. Siyaset, savaş, katliam, devrim gibi olayları okuduktan sonra sitenin en sonunda karşılaştığım bu küçük şey bana "bak beni oku. Çok güzelim ben" dedi resmen. Yazı, dünyanın en yaşlı hayvanının öldüğüyle ilgiliydi. Ve tabi tahmin edeceksiniz ki bu bir tosbağacık. Tosbağacık dediğime bakmayın. Jüpiterde nasıl yaşanacağını b...